gece.jpg

 

Gecenin  bir yarısında yapıştı beynime bir sıkıntı, cana  yapışan, bırakmayanlarından…

Bu bahar hiç yapmadığımı fark ettim,  çayımı aldım  elime,  balkona çıktım…Oturdum

 bir süre izledim geceyi… O kadar sessizdi ki gece, ışıklar sönmemişti hala kimi

evlerde…Kimileri çoktan yatmış…Birkaç genç serseri  müzik dinleyerek geçtiler

yoldan,  gülüşleri sahteydi, yapmacıktı sanki…

 

 

Sade,  yalın, ve yalnız bir gece…Sessizliğin içinde çok ses işittiğimi düşündüm…Gecenin içinde,  çok sesli senfoniler  çalınıyor gibiydi…Evlerin ışıkları, önlerinde duran arabalar,

yanıp  sönen lambalar…Kim bilir ne  söylenir içerilerde,  uyuyan insanlar düşlerinde,

neler sayıklar? Ne gizler , ne  saklar  boyalı duvarlar, kapalı kapılar ardında neler  yaşanır,

kim bilir?….

 

Peygamberimiz (s.a.v)’in bir sözünü hatırladım, daha çok gençken, henüz o zamanlar  uykudayken ,  söylenmiş veya okumuştum bir yerde:Geceler hakkında beni bildiklerimi bilseydiniz, asla geceleri dışarı çıkmazdınız’dı galiba, veya bu anlamda bir cümleydi…Her aklıma geldiğinde ürpertir beni..Zaten çok cesur biri sayılmam,karanlıktan korkmayan nadir insanlardan olmak istemişimdir hep.

Ama korkarım, 39 yaşımda,  hala karanlık korkutur beni.

 

 

Yıldızları izleyeyim dedim,  baktım sadece bir yalnız yıldız, uzaktan gülümsüyor mu, ışık vermekten başka işi yok mu, bilmem ama,  siyah bulutların arasında tek başına duruyor…

Bütün yıldızları bulutlar saklamış arkasına,  sakınır gibi geceden, yazdan,  insanlardan… Bencillik etmeyeyim şimdi , ben kırk yılda bir balkona oturmuşken, le başlayan cümle de

kurmayayım…Herkes yağmur beklerken,  kuraklıktan söz ederken, olmaz tabii..Yarın

 yağmur yağacak olmalı, bulutların da işi var elbette …Toprağı ıslatmalı, güneşe

yol açmalı…Yarın yağmur günü,  toprakla bulutun kavuşma günü galiba…Tabii o tek

 başına bulutlara inat ışık saçan  yıldızım kazanmazsa savaşı…

 

 

Neler düşünmedim ki…Ölüm geldi aklıma, sevdiklerim…Beni sevdiğine inandıklarım…

Zaten ölümüm gelince aklıma ağlayasım gelir hep,  kendi ölümüne yas tutan benim

gibisi  var mıdır?..)) Şimdi bu  evlerde bir gün,  çok değil bir elli yıl sonra başkaları ışık yakacaklar,  başka hayatlar, başka düşler, başka mutsuzluklar…Öyle bir döngü içindeyiz

ki gerçekten  kısır,  gerçekten doğurgan, ne olduğunu bilemediğimiz bir nefes almak  yolu

bu…Gidenler, gelenler, gidip de dönmeyenler…

 

 

Olumsuzlukları yazıyorsun ,  diyor bir arkadaşım,  dostum,sırdaşım,  biraz da umut ver,

 umuttan söz et… Var mı umut, siz görüyorsanız bana da söz edin?..Gerçi koca gökyüzünde

 bir tek yıldız direniyorsa ışık saçmak için,  bütün kara bulutlara rağmen,  doğru, umuttan söz edilebilmeli…Belki o yıldızın tek  amacı bu umudu verebilmekti,  kim  bilir?…

  

‘İşte yine bir can sıkıntısı  /   bana bir şiir yazdıracak’ demiş  ya şair, otururken gecenin

 sesiyle, bunu yazmalıyım, dedim…Bozuldu gece,  kalktım,  içeri girdim balkondan, yine

pc, yine word sayfası ….Bir de baktım, sıkıntı kalmamış…Bazen  gerçeklerden kaçmak

 yerine, düşünmek bile yetiyor insanı rahatlatmaya.Tavsiye ederim, gecede tek

 yıldız olsanız bile, bazen bir şans verin kendinize, balkona çıkın… Düşünün,   gecenin

 sesi  bölüp yok  edecektir sıkıntınızı…Umudu   kendiniz yaratın, benden ve hiç kimseden beklemeyin..Başarabilirsiniz, bundan eminim..

 

 

Yıldızınız bol olsun, yağmurunuz da…

İkisi birden ne kadar olursa, hem yağmur, hem yıldız…))

İyisi mi,  kendi yağmurunuzda ıslanın,   kendi gecenize ışık saçın.

Tek yıldız olsanız da…

 

Bir bardak çay, belki bir sigara, bir de gecenin sesi, haydi balkona!……..

  

                                                                             ferkul

  

                                                                        15 Haziran 2007

Yorum Yapın

*
*